kırmızı başlıklı kız masalı

Posted by admin in Masal Diyarı on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Bir zamanlar küçük bir kız varmış. Annesi ona üzerinde kırmızı başlığı olan bir pelerin almış. Kız bu pelerini çok seviyormuş ve nereye gitse onu giyiyormuş. Bu nedenle de herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız diyormuş.
Bir gün “Kırmızı Başlıklı Kız!” diye seslenmiş kızın annesi. “Büyükannen hâlâ hasta. Hadi giyin de, ona yaptığım şu çöreği götür.”
Kırmızı Başlıklı Kız da elbisesini giymiş, üzerine kırmızı başlıklı pelerinini geçirmiş, başlığı çenesinin altında sıkıca bağlamış ve yola çıkmış.
“Tavşan Ormanı’ndaki yoldan ayrılma sakın!” diye seslenmiş annesi arkasından. (Ormanın adı Tavşan Ormanı’ymış, ama içinde uzun zamandır bir tek tavşan bile yokmuş – neden olmadığını birazdan öğreneceksiniz.)
“Ayrılmam anne,” demiş Kırmızı Başlıklı Kız.
Tam ormana girmiş, birkaç adım atmış ki, çalılıkların arasından bir ses duymuş. Yola birden bir kurt fırlamış. Kırmızı Başlıklı Kız korkusundan az kalsın elindeki sepeti düşürüyormuş. Fakat kurt hiç de öyle düşmanca görünmüyormuş. “Nereye böyle küçük kız?” diye sormuş kurt.
“Büyükanneme gidiyorum,” demiş Kırmızı Başlıklı Kız. “Tavşan Ormanı’nın sonundaik ilk ev. Büyükannemin sağlığı pek iyi değil. Bu arada adım ‘küçük kız’ değil, ‘Kırmızı Başlıkıl Kız.’ ”
kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/showthread.php?t=28232
“Özür dilerim,” demiş kurt. “Bilmiyordum. Bak sana ne diyeceğim. Ben bir koşu gidip Büyükannene senin yolda olduğunu haber vereyim. Yalnız sakın yolda oyalanayım falan deme, olur mu? Başına bir şey gelmesini istemeyiz, öyle değil mi?”
Kurt oradan hemen sıvışmış! Çünkü yakınlarda bir oduncu dolaşıyormuş. Eğer kızı hemen orada yerse, oduncunun kızın yardımına koşacağını biliyormuş.
Kırmızı Başlıklı Kız, çiçek toplayarak, kelebeklerin peşinden koşarak, kuş seslerini dinleyerek yolda ağır ağır ilerlerken kurt kestirmeden Büyükanne’nin evine varmış, kapıyı çalmış.
“Kim o?” diye seslenmiş içeriden yaşlı kadın.
Kurt sesini değiştirerek, “Benim, Kırmızı Başlıklı Kız,” demiş. “Çayın yanında yemen için sana çörek getirdim.”
“Kapı açık güzelim,” diye seslenmiş Büyükanne. Kurt hemen içeri dalmış. Öyle açmış ki! Günlerdir hiçbir şey yememiş. Bu yüzden Büyükanne’yi çiğnemeden bir lokmada yutuvermiş. Biraz sonra Kırmızı Başlıklı Kız Büyükanne’nin kapısını çalmış.
“Kim o?” diye seslenmiş kurt yumuşak bir sesle.
“Benim, Kırmızı Başlıklı Kız.”
“Kapı açık güzelim,” diye seslenmiş kurt. “İçeri girebilirsin.”
Kırmızı Başlıklı Kız bir an için tereddüt etmiş. ‘Büyükannemin sesi ne kadar da garip böyle?’ diye düşünmüş. Sonra büyükannesinin hasta olduğu gelmiş aklına ve kapının mandalını kaldırıp açarak içeri girmiş.
Kurt, Büyükanne’nin geceliğini giymiş, onun başlığını ve gözlüğünü takmış yatakta yatıyormuş. Yorganı boğazına kadar çekmiş, içerisi karanlık olsun ve suratı fark edilmesin diye de perdeleri iyice kapamış.
“Elindekileri oraya bırak da yanıma gel canım,” demiş kurt.
Kırmızı Başlıklı Kız çöreği yatağın yanındik küçük masanın üzerine koymuş, ama hemen kurdun yanına gitmemiş. Çünkü Büyükannesi bir tuhaf görünüyormuş.
“Kolların neden bu kadar büyük Büyükanne?”
“Seni daha iyi kucaklamak için!” demiş kurt.
“Kulakların neden büyük, peki?”
“Seni daha iyi duyabilmek için!” demiş kurt.
“Gözlerin neden kocaman, peki?”
“Seni daha iyi görebilmek için,” demiş kurt.
“Dişlerin neden sivri peki?”
“Seni daha iyi yiyebilmek için,” demiş kurt.
kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/showthread.php?t=28232
Bunu söyledikten sonra kurt artık daha fazla kendine engel olamamış ve yorganı bir tarafa atarak yataktan fırladığı gibi Kırmızı Başlıklı Kız’ı bir lokmada yutuvermiş. Sonra da karnı doyduğu için keyfi yerine gelmiş ve uykuya dalmış.
Ama ne var ki kurt çok kötü horluyormuş. Evin önünden geçen bir avcı onun horultularını duymuş. Büyükanne’ye kötü bir şey mi oldu acaba, diyerek kulübeden içeri girmiş. İçeri girer girmez de orada neler olduğunu hemen anlamış.
“Aylardır senin peşindeyim pis yaratık,” diye bağırmış avcı ve kurdun kafasına elindeki baltanın sapıyla vurmuş. Sonra da önce Kırmızı Başlıklı Kız’ı, sonra da Büyükanne’yi dikkatle kurtun içinden çıkarmış. İkisi de sapasağlammış.
Büyükanne, Kırmızı Başlıklı Kız’ın ona getirdiği çöreği afiyetle yemiş. Kırmızı Başlıklı Kız büyükannesine bir daha hiçbir kurdun sözüne kanmayacağına dair söz vermiş. Eve dönerken tavşanların saklandıkları yerlerden çıktıklarını görmüş. Tavşan Ormanı yine eskisi gibi tavşanlarla dolu bir orman haline gelmiş.

aslan ve fare masalı

Posted by admin in Masal Diyarı on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

ASLAN VE FARE Yoksul fare koca ormanda hep korku içinde yaşarmış. Tilkiden korkar, kurttan ödü kopar, en çok da yaban kedisini görünce dehşete düşermiş. Bırakın bu yabani hayvanları, çevresinde bir dal çıtırdasa yüreği ağzına gelir, korkudan bayılacak gibi olurmuş.

Fare artık bu korkuya dayanamayacağını anlayınca ormanın kralı aslana gitmiş:

“Haşmetmeap” demiş, sizden haddim olmayarak küçük bir ricam olacak. Şu ormandaki bütün hayvanlar arasında en zavallısı benim. Ne kadar kötü bir kaderim var! bütün ömrüm titremekle geçiyor. Bir yaprak düşse dizlerimin bağı çözülüyor. Bu korkuya artık dayanabilmem imkansız.
kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/anne-ve-bebek/28232-bebek-masallari-aslan-ve-fare.html

Sen bu koca ormanın kralısın. Senin kükremen bile herkesi dehşete düşürmeye yetiyor. Beni koruman altına alabilirsin. Bu kadar geniş mağarada yaşıyorsun. Beni de buraya kabul et lütfen. Sana hiç bir rahatsızlık vermem. Ayaklarının altında dolaşmam, sesimi bile çıkarmam. Bir köşede otururum. Varlığımla yokluğumu anlamazsın bile.”

Aslan tüm bu anlatılanları sesini çıkarmadan dinliyormuş. Farecik aslanın bu tümünü kendisi için olumlu görmüş. Ormanların kralı ricasını kabul edecek sanmış. Biraz daha ısrar ederse bu iş olacak diye düşünmüş:

“Ben sizin bu iyiliğinize layık olamadığımı biliyorum, ama kim bilir, ne kadar işe yaramaz gibi görünsem de, belki bir gün bir işinize yararım. Size olan borcumu ödeyebileceğim bir fırsat çıkar bir gün.”

Aslan çok sinirlenmiş. Öfkeden gözleri çakmak çakmak olmuş:
kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/showthread.php?t=28232
“Bak sen terbiyesize!” diye kükremiş. “Sen kendini ne sanıyorsun. Ben gibi koca bir kral senin gibi bir bücüre mi muhtaç olacak! Senin gibi bir böcek hayatta bana ne fayda getirir! Defol başımdan. Seni bir pençe darbesiyle duvara yapıştırmadığım için de hayatın boyunca bana dua et!”

Farecik öyle korkmuş ki, o korkuyla bütün ormanı bir nefeste koşup başka bölgelere taşınmış. Bir deliğe girip oradan uzun bir süre çıkmamış.

Aslan ise bir süre daha farenin kendini bilmezliğine sinirlenmiş, sağa sola sataşmış. Ama nihayet sakinleşmiş. Karnının acıktığını hissedip ava çıkmış. Fakat yolunun üzerinde üstü örtülmüş bir tuzak varmış. Çukuru fark etmediğinden içine düşüvermiş. Ama kral aslan bu,öyle çukurlara düşüp kalır mı? Bu nedenle de korkmamış. Yukarıya hamle yapıp atlamaya hazırlanırken çukurun içinde bulunan ağın bütün vücudunu kapladığını hissetmiş. Bir kez daha hamle yapmış , ama nafile! Ağ inceymiş, fakat çok sık dokunduğundan aslanın bile koparamayacağı kadar sağlammış. Bütün gün kendini kurtarmak için çalışan aslan akşama doğru buradan çıkamayacağını anlamış.

“Ah benim aptal ve gururlu kafam” diye düşünmüş. “Eğer bu sabah o fareyi kendime küstürmeseydim, o keskin dişleriyle bu ağı keser, beni ölümden kurtarırdı! Oysa şimdi burada öleceğim ve bunun nedeni de benim! Başkalarını küçümsemeseydim, herkesin kendince bir işe yarayabileceğini kavrasaydım yaşıyor olacaktım!”

En moda bebek isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Dünyaya gelen her bir bebeğe isim koyarız..  Kimi zamanlar çok düşünürüz kimi zamanlar ise dedelerin ninelerin isimlerini koyarız.. Hatta koyulan ismin kişiliğine etki edeceğini düşünürüz. İsmimiz hayatımız boyunca kimliğimiz çünkü.. cosmotürk en moda 100 ismi toplamış. Bizde sizlere sunalım dedik ;

ERKEK BEBEK ADLARI

Ada, Ali, Alp, Arhan, Arın, Armağan, Aşkın, Atakan, Baran, Bartu, Barlas, Beren, Berk, Berkay, Berke, Bora, Burak, Canberk, Cem, Çağan, Çınar, Dağhan, Deniz, Derin, Doruk, Efe, Ege, Emir, Emirhan, Emre, Göktürk, Görkem, Güney, Kağan, Kerem, Koray, Kutay, Meriç, Mert, Onur, Polat, Rüzgar, Sarp, Serhan, Toprak, Tuna, Utku, Yağız, Yiğit..

KIZ BEBEK ADLARI

Arzum, Azra, Başak, Bade, Begüm, Beren, Beril, Berra, Ceren, Damla, Derin, Dilay, Duru, Ece, Ecem, Ela, Elçin, Eylül, Havin, Ilgın, İdil, İlgi, İlayda, İlkin, İpek, İrem, Kayra, Melike, Melis, Minel, Mira, Naz, Nazlı, Nilsu, Özü, Pelin, Pınar, Rana, Selin, Sena, Simay, Simge, Su, Şimal, Yaren, Yazmira, Talya, Tuana, Yağmur, Zeynep.

y ve z kız isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri, Kız isimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Yağan : gökten yere dökülen
Yağış : yağma, yağan, yağmur ya da kar
Yağmur : Havadaki su buharının su damlaları halinde yere düşmesi
Yağmurca : bir tür geyik, yağmurca
Yakut : Aliminyum oksit, yapısında parlak kırmızı renkli değerli taş
Yalaz : yalım, alev, alaz
Yalaza : yalım, alev, alaz
Yalazay : yalımlanan Ay, yalımlı Ay
Yamaç : dağın eğik yüzeyi, bayır
Yapıncak : bir tür benekli beyaz üzüm
Yaprak : Ağaç ve bitkilerin yeşil kısımları
Yaprakgül : gül yaprağıışığı, Güneş aydınlığı, çakan ışık, şimşek
Yarpuz : su kıyılarında yetişen, güzel kokulu bir ot
Yasa : töre, gelenek, kural, buyruk, düzen
Yasemin : Yaprakları tek damarlı, beyaz kırmızı ya da sarı renkli çiçekleri olan bir bitki
Yaşa : hiç ölme, yaşamını sürdür
Yaşam : canlıda, doğumdan ölüme değin geçen süre
Yaşar : ölmez, yaşamını sürdürür
Yaşıl : yaşla ilgili, yaş gibi, taze, yeşil
Yaşın : ışık, çakan ışık, yıldırım, şimşek
Yayla : (Öz Türkçede “yaz” mevsimi anlamında olan “yay”dan) Kışı sert, yazı serin olan olan dağlık yer; yaz aylarında Bir süre kalınan yüksek ve serin, dağlık yer
Yazgülü : (genellikle yazın doğan kız çocuklarına verilir) yazları açan gül
Yegül : yeğni, ağırlığı az, hafif
Yelda : Uzun ve siyah / Yılın en uzun gecesi
Yeldem : eli çabuk, çabuk iş gören
Yeliz : Yel ve iz rüzgar ve izi anlamında
Yener : üstün gelir, üter, yengi kazanır
Yeniay : Ay’ın ilk günlerindeki hali, ayça, hilal
Yenisey : Orta Asya’nın en büyük ırmaklarından birinin adı
Yepelek : ince yapılı, ince, narin
Yeşil : sarı ile mavinin karışımıyla ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk, yaprak rengi
Yeşim : yeşil renkte çok değerli bir taş
Yeter : (artık çocuk istemeyenler son çocukalrına verirler) yetişir
Yıldan : belli bir yıl ile ilgili
Yıldız : Gökyüzünde geceleri görülen ışıklı gök cisimlerinin adı.
Yıldızhan : oğuzların Bozok kolunun inandığı üç gök tanrısından biri
Yonca : Birçok türü bulunan bitki
Yosun : Çiçeksiz bitkilerin, suların yüzünde ve dibinde bulunan bir türü
Yönal : Belli bir yöne doğrul
Yönel : Yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek
Yöntem : bir ereğe ulaşmak için tutulan düzenli yol
Yudum : bir içimlik sıvı, bir içişte yutulacak miktar
Yumak : top biçiminde sarılmış yün ya da pamuk iplik
Yumuk : henüz açılmamış çiçek, gonca, yumulmuş, kapanmış, tombul
Yurdagül : ülkeye gül, yurda gül olarak doğmuş
Yurdagülen : yurda, ülkeye gülümseyen, ülkeye gelen
Yurdakul : yurt için ülke için kul olan, ülkenin kulu
Yurdanur : ülkeye, yurda ışık, aydınlık olan,
Yurday : ülkeye Ay, yurda Ay gibi doğan
Yurdeşen : yurdu, ülkesi mutlu ve şenli
Yurdum : ülkem benim olan, yurt, benim yurdum
Yurdun : benim değil
egemen olarak yaşanılan toprak parçası Ülke, insanın doğup büyüdüğü yer, vatan
Yurtsal : yurtla ülkeyle ilgili
Yurtsay : “Yurdu say, yurda saygı göster”
Yurtsev : “yurdu sev”
Yurtseven : ülkesini, yurdunu seven, yurt sevgisi olan
Yurtsevil : yurt gibi çok sevilesin
Yurtsevin : yurt gibi sevinesin
Yuva : kuşların ve kimi hayvanların yumurtlamak, yavrulamak, kuluçkaya yatmak Ya da yavrularını büyütmek için yaptıkları küçük barınak, aile ocağı ev
Yüce : yüksek, büyük, ulu erişilmez
Yücel : Yüceleş, yüksel, büyüdükçe büyü, ulu ol, yüce ol
Yücelen : yüceleşen, yükselen, yüce olan
Yücelt : yücelmesini sağla, yüceleştir, yükselt
Yücelten : yüceleşmesini sağlayan, yüceleştiren, yüce bir duruma getiren
Yüksel : Özellikle manevi anlamda yüce ol
Yükselen : bulunduğu yerden daha yükseğe çıkan, ilerleyen
Yükselir : yüksekleşir, yücelir, ilerler

Zahide : Dinin yasak ettiği şeylerden sakınan
Zehra : Beyaz ve parlak yüzlü olan
Zekiye : Aklı, zekası olan, çabuk kavrayan
Zeliha : Züleyha’nın bir başka söyleniş biçimi
Zeliş : din kitaplarındaki Yusuf ile Züleyha öyküsünün kadın kadın kahramanı “Züleyha’dan Zeliha ve ondan Türkçeleşen biçim
Zeren : kavrayışlı, anlayışlı zeki
Zerrin : Nergis
Zeynep : Değerli taşlar / Mücevher
Zeyno : Zeynep’in halk dilindeki söylenişi
Zişan : Şanlı, ünlü, çok tanınmış
Ziynet : Süs, süs eşyası
Zübeyde : Öz, cevher
Zühal :
Dokuz gezegenden altıncısı (Satürn)
Zühre : Çiçek açan / Çoban yıldızı (Venüs)
Zülal : Berrak, saf, tatlı, soğuk su
Züleyha : Hz. Yusuf’un karısının adı
Zülfiye : Saçları çok güzel olan
Zümrüt : Yeşil renkli bir değerli taş

v kız isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri, Kız isimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Vahide : Bağışlayan
Varide : Belen, erişen – soylenti
Vasfiye : Nitelikli
Vedia : Korunmasi için bırakılan emanet
Vefika : Uygun, aynı fikirde, yoldaş
Velide : Yeni doğmuş çocuk
Verda : Gül
Vesile : Neden, sebep – Kavuşma
Vicdan : İyiyi kötüden ayırmaya yarayan şuur, ahlak
Vildan : Kullar, köleler / Yeni doğmuş çocuklar
Vuslat : Kavuşma, yetişme, ulaşma

u ve ü kız isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri, Kız isimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Uçay : uçtaki ay
Uçkan : Uçucu, uçan kuş, uçmaya düşkün, uçmayı seven, uçan
Uğan : eski Türklerde gök tanrısı, Güneş, Ogan, Oğan
Uğur : halkın kiimi olgularda gördüğü iyilik muştusu, kimi nesnelerde var olduğuna İnandığı iyilik kaynağı, iyilik
Uğuray : uğurlu ay
Uğurtan : Uğurlu sabah vakti, uğur getiren tan
Ulca : savaşta ele geçirilen mal, olca
Ulcay : rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, olcay, şans, talih
Ulufer : durgun sularda yetişen, yaprakları yuvarlak ve geniş, beyaz, sarı, mavi pembe Çiçekli bir su bitkisi olan nilüferin bir başka söyleniş biçimi
Ulun : ucunda temreni olmayan ok, sivri demirsiz ok
Ulus : aynı sınırlar içinde, aynı bayrak altında yaşayan insan topluluğu
Ulusal : ulusla ilgili
Ulviye : Yüce, yüksek, gökle ilgili
Umay : (Farsça “hüma” hümay’ın Türkçeleşmiş biçimi) Hint Okyanusu adalarında bulunan, Güvercin büyüklüğünde, zümrüt yeşili kanatları olan, kemikle beslenen, üzerinden geçtiği kimselere zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan, masal kuşu, devlet kuşu,
Umdu : umutlandı, istediği umut, istek
Umut : ummaktan doğan iç erinci, umulan şey
Urçuk : Iğ, kirmen
Urçun : kurumuş iğde dalı
Uslu : yaramazlık etmeyen, huysuz olmayan, söz dinleyen
Usulca : Yavaşça, duyurup sezdirmeden, belli etmeden, sezdirmeksizin
Utku : birçok emek ve çekinceli uğraşlar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer
Utkugül : yengi gülü, zafer gülü
Utkugün : yengi günü, mutlu günü, zafer günü, kazanılmış gün
Uygu : Iki şey arasındaki uygunluk ilgisi
Uysal : yumuşak başlı, söz dinler, söz analar
Uzay : bütün varlıkları her yandan kaplayan sonsuz boşluk

Üçgül : üç küçük yapraktan oluşan, bileşik yapraklı, pembe, beyaz, kırmızı Mor ve sarı renkte çiçekler açan bir ot
Ülcan : ele avuca sığmaz, çok canlı
Ülfet : Alışıklık, dostluk, yakınlık duymak
Ülgen : yüce, yüksek, ulu, büyük, sağlam, iyilik tanrısı
Ülger : yedi yıldızdan oluşan takımyıldız, Ülker
Ülgeray : Ülker yıldızı ve Ay
Ülke : bir devletin egemenliği altındaki toprakların topu, turt
Ülkem : “benim olan ülke” “benim ülkem”
Ülker : Boğa burcunda yer alan ve yedi yıldızdan oluşan takımyıldızı
Ülkü : Ancak, düşüncede varolan şey
Ülküm : “benim olan ülkü”, “benim ülküm”, “ulaşmak istediğim yüce dilek”
Ülkütan : tan vakti doğan yüce dilekyazar olmayan kadın
Ümran : Mutluluk bolluk bereket / Bayındırlık
Ün : ses, ünleme, çığlık, iyi ad, tanınma, san
Ünay : ünü olan Ay, ünlü Ay, ün ve ay
Ünsal : herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana Sal
Ünsel : Ünü sel gibi aşan
Ünseli : Ünü sellere benzeyen
Ünsev : ünlü ol ve sev
Ünseven : tanınıp ünlü olmayı seven
Ünsevin : ünlü ol sevin
Ünver : herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana Sal
Ürengül : üreyen, çoğalan gül
Ürün : doğadan elde edilen yararlı şey
Ürünay : Ay’ın verdiği ürün, ürün veren Ay
Üstün : nitelik bakımından benzerlerinin çok üstünde olan, iyi nitelikli, Yüksek düzeyli
Üstünay : benzerlerinin çok üstünde ve Ay gibi güzel
Üstüngül : nitelik bakımından en üstün gül, iyi nitelikli gül, güzel gül
Üzer : Yıldırım Beyazıt’ın kızlarından birinin adı, Üzer Hatun

t kız isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri, Kız isimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Tamay : dolunay
Tan : Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, sabah aydınlığı
Tanaltan : kızıl renkli sabah aydınlığı
Tanay : tan zamanı doğan Ay, çok güzel kimse
Tanaydın : tan vaktinin aydınlığı
Tandoruk : sabah aydınlığıyla aydınlanmış yüce dağ tepesi
Tanelgin : sabah aydınlığında yurdundan uzak düşmüş kimse
Tangör : sabah aydınlığını göresin
Tangöze : sabah aydınlığı ve kaynak
Tangül : sabah aydınlığının gülü, sabah aydınlığı ve gül
Tangün : tan Güneş’i sabah aydınlığının Güneş’i alacakaranlık güneş’i alacakaranlık gün
Tangüner : sabah aydınlığı alacakaranlık
Tansel : sabah aydınlığının seli
Tanseli : sabah aydınlığının seli
Tansu : Insana şaşkınlık veren, akıl yoluyla açıklanamayan doğaüstü olay, tansık, mucize
Tansuğ : tansu
Tanyel : sabah aydınlığının yeli, sabahın çok erken saatlerinde esen yel
Tanyeli : Şafak vakti esen rüzgar
Tanyeri : Güneş’in doğmak üzere olduğu sırada ufukta hafifçe kızaran aydınlık yer
Tanyıldız : Güneş doğmadan önceki alaca karanlıkta ışıyan yıldız, sabah yıldızı
Tanyüz : sabah aydınlığı kadar güzel yüz
Taşan : herhangi bir nedenle kabına sığmayan, coşan
Tayyibe : İyi, hoş, çok temiz
Tekay : biricik ve Ay gibi güzel
Tekçe : biricik ve bir benzeri daha olmayan
Tekgül : biricik ve gül kadar güzel, biricik gül
Tekil : tekle ilgili, tek olan
Teksin : beceriksin, bir tanesin, eşin benzerin yok
Tenay : teni Ay gibi parlak olan, güzel tenli
Tennur : Teni nurlu, aydınlık olan
Tepe : küçük dağ
Terek : kavak ağacı; asma
Tezay : çabuk giden ay
Tezcan : sabırsız, atılgan, canı tez
Tezel : eli çabuk, çabuk iş gören kimse
Tezer : Çabuk ve erken
Tezkan : sıcak kanlı, hemen davranan
Titiz : en ince ayrıntıya bile önem veren, temizliğe çok düşkün
Toga : küpe
Togay : dere kıyılarındaki sık çalılık, tokay, dolunay
Tokay : bkz. TogayToköz : gözü gönlü tok
Tokurcun : ekin demetleri yığını
Tola : Dolu, içi boş olmayan, çalı, dal
Tolga : savaşta başa giyilen demirden yapılmış başlık, Altın başlık, gümüş başlık
Tolunay : Ay’ın en dolgun göründüğü zaman, ayın dördü, Ay’ın on dördü Gibi, çok güzel, dolunay
Tomris : (Türkçe “temür” “demir” sözcüğünden değiştiği sanılıyor) İskit Türklerinin Kafkasya’da oturan kolu olan Massagetlerin ünlü kraliçesinin adı
Tomur : bitkinin çiçek ya da yaprak verecek duruma gelmiş filizi, tomurcuk
Tomurcuk : çiçek vercek olan gonca, bir bitkinin üzerinde bulunan, ilerde sap, çiçek ya da bir çok yaprak verecek olan küçük kabartı, domurcuk
Topay : top gibi olan Ay, yuvarlak Ay, dolunay
Toprak : üzerinde tüm bitkilere ve öteki canlılılara yaşam ortamı sağlayan, toz durumuna Gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla organik cisimlerden oluşan madde, arazi, tarla, kara, ülke
Torgay : tarlalarda yuva yapan, boz renkli, küçük, ötücü, kuş, çayır kuşu, tarlakuşu, toygar, turgay
Toygar : Torgay, Turgay
Tuba / Tuğba :
Cennette var olduğuna inanılan ağaç
Tulga : savaşta başa giyilen demir başlık, tolga altın başlık, gümüş başlık
Tulunay : bkz. Dolunay,Tolunay
Tumay : sessiz, durgun, dingin
Tuna : Karaormanlar’dan doğup Karadeniz’e dökülen ve Avrupa’nın Volga’dan Sonra en uzun ırmağı
Tunacan : sevgili Tuna, can Tuna
Tunadan : Tuna Irmağı’ndan
Tunam : “benim olan Tuna, benim Tunam
Tunca : Meriç’in bir kolu Balkan Dağları’nın yüksek tepelerinden doğarak, doğuya doğru akar, Türkiye sınırına girdikten sonra tepelik yerlerden geçerek Edirne’yi kuzey ve batıdan Kuşatarak kentin güneyinde meriç’le birleşir
Tuncam : benim olan Tunca, benim Tuncam
Tuncay : tunçtan yapılmış Ay
Turgay : tarlalarda yuva yapan, boz renkli, küçük ötücü bir kuş, çayırkuşu, torgay, toygar
Turna : Avrupa ve Kuzey Afrika’da yaşayan göçmen kuş türü
Tutam : Bir desteden daha / parmak uçlarıyla alınabilen / Tutmaktan tutam
Tutku : İradeyi aşan güçlü coşku, ihtiras
Tutkun : gönül vermiş, bağlanmış, çok sevmiş, tutulmuş
Tutkunay : çok seven ve Ay gibi güzel olan
Tülay : İncelikle, düşünce ile ilgili
Tülin : Ayna
Tümay : bütünlenmiş Ay, dolunay
Tümcan : bütün can, tümüyle can
Tünay : gece Ay’ı gece doğan Ay, gece ve Ay
Tünaydın : (akşamüstü ve akşam vakti söylenen bir esenleme sözü) iyi akşamlar
Türe : “türemekten”ten buyruk, gelenek, görenek, töre
Türel : gelenek ve görenekle ilgili, türe ile ilgili , törel
Türkan : Cengiz Han’ın gelininin adı
Türkiz : Türk’ün açtığı iz, Türk izi
Türkmen : Oğuz Türklerinden bir boy ve bu boydan olan kimse; Türk’e benzeyen kimse
Türköz : özü Türk olan, öz, Türk, Türk’ün özü
Türküler : (“türkü” sözcüğünün çoğulu) halk ezgileri
Türkün : Türklerin olan, Türk’ün çocuğu
Tüze : toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen kural ve tasların tümü
Tüzel : tüzeye uygun, tüze ile ilgili
Tüzün : düzenlilik, düzgünlük, düzgün, iyi bir soydan gelen, soylu
Tüzüner : yumuşak huylu, düzenli kimse

ş kız isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri, Kız isimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Şadiye : Sevinç, neşe, mutluluk
Şahika : Yüksek, yüce, dağın zirvesi
Şanal : ün kazan, ünlü bir kimse ol, ünlen
Şanlı : herkesçe iyi bilinen, ünü büyük, ünlü
Şansal : herkesçe tanın, ünlen
Şaziment : Allah’ın adamı- Allah’a ait olan,onun yolundan giden kişi
Şaziye : Özellikleri kimseye benzemeyen
Şebnem : Çiğ, gece nemi, jale
Şefika : Şefkatli, acıması, esirgemesi bol olan
Şehnaz : Doğu müziğinde bir makam / Çoknazlı
Şehrazat (d) : 1001 gece masallarında bir masal kahramanı kadın
Şelale : Büyük çağlayan, çavlan, akarsunun yüksekten yere düştüğü bölümü
Şen : yaşayışından memnunluğunu davranışıyla gösteren, bunu Çevresindekilere de yayan, neşeli
Şenay : Mutlu geçen ay
Şenel : neşelen, eğlen, şenlen, bakımlı hale gelesin,
Şener : şen kimse, şen kişi
Şengil : şen kimse, neşeli kimse, içtenlikli
Şengül : İnsanın içini açan gül / hep şen olup hep gülmek
Şengün : neşeli gün
Şeniz : hepimiz neşeliyiz, neşeli iz
Şenkal : neşeli ve şen kal
Şennur : Işık saçan, neşe saçan
Şenol : neşeli, şen ol
Şensoy : neşeli soy, şen soy
Şensu : neşeli su, şen su
Şermin : Utangaç
Şevval : Arap takviminin onuncu ayı
Şeyda : Çılgın, deli divane
Şeyma : Eski Türk adlarından
Şiir : Zengin sembollerle uyumlu seslerle ortaya çıkan edebi anlatım biçimi
Şölen : Eğlence, kutlama, şenlik
Şule : Alev, ateş alevi
Şükran : İyilik bilme, minnettarlık
Şükriye : Görülyen iyiliğe karşı şükretmek , hoşnut olmak

s kız isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri, Kız isimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Saadet : Mutluluk
Sabah : gündüzün ilk saatleri, öğleye kadar olan vakit
Sabahat/Sebahat : Güzellik
Sabiha : Yüzen, yüzücü, güzel şirin, hoş
Sabite : Yerinde duran, kımıldamayan
Sabriye : Sabırlı, sabırla ilgili
Sacide : Secdeye varan, yere yüz süren
Safiye : Katıksız, katışıksız saf
Sahiba : Bir şeyi elde etmiş olan
Saime : Oruç tutan, oruçlu
Sakine : Oynamayan, kımıldamayan, durgun
Saliha : İyi, yarar, yetkili, hakkı olan
Salime : Eksiksiz, sağ, sağlam
Salkan : serin yellere karşı olan yer
Salkım : çoğunlukla bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş; Baklagillerden bir ağaç ve bunu çiçeği; sarkan şey, hevenk
Samime : Bir şeyin temeli, en köklü yeri
Sanal : herkesçe tanın, ünlen, ün al
Sanay : Ikircikli, kararsız, duraksayan; kuruntu, işkil
Sanem : Put, put kadar güzel, çok güzel
Saniye : Dakikanın 60′ta biri süresinde zaman birimi
Sargın : sarıcı, çekici, sevimli
Sarıçiçek : Artvin dolaylarında kız erkek birlikte oynanan bir halk dansı
Sarıgül : sarı renkte çiçek açan bir gül
Sarıgüzel : sarı renkte çiçek açan bir gül
Sarıyıldız : Çobanyıldızı, Çulpan , Çolpan, Zühre
Sarmaşık : koyu ve yeşil renkli ve değişik biçimde yaprakları olan, saplarından çıkan ek kökçükleriyle tırmanan, renkli çiçekleri olan bir bitki
Saygül : sayılasın ve gül gibi güzel olasın
Seber : dost, arkadaş
Seçen : seçme işini yapan, bir şeyi seçen
Seçil : Beğenilen, seçilen
Seçilay : seçil ve Ay gibi güzel ol
Seçkin : seçilerek en iyi diye ayrılmış olan; benzerleri içinde niteliklerinin Üstünlüğüyle göze çarpan, üstün
Seçmen : beğenen, seçen, seçimde oy verme hakkı olan kimse
Seda : Ses
Sedef : Midye ve istiridye gibi hayvanların beyaz ışıltılı parlak kabuğu
Seden : (Sedan) sesin, seslenişin
Seher : Tan ağartısı, ortalığın aydınlandığı an
Sel : sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşup önüne ne gelirse alıp götüren taşkın su
Selay : sel ayı, sellerin çok olduğu ilkyaz ayları
Selbi : bkz. Selvi
Selcan : Dede Korkut öykülerinde geçen bir ad
Selcen : bkz Selcan
Selçuk : Selçuk Türklerinin atası, Selçuk Sultan, Gazneliler çağında Türkmenleri bir araya getirip bir devlet kurmuştu. Daha sonra birçok kollara Ayrılan Selçuklular Anadolu’da da güçlü bir devlet kurmuştur
Selda : (Seldağ) Dağ seli, dağdan inensel
Seldağ : dağlardan akan sel, dağ seli
Selden : (“selden tutulmuş” anlamında) selin getirdiği
Selek : eliaçık, konuklarını iyi ağırlayan
Selen : Haber, havadis, kulakla duyulan,işitilen
Selgün : selin oluştuğu gün, sel günü
Selışık : sel gibi ışık, sel gibi akan ışık
Selışıl : sel gibi akan parıltı, selin ışılı
Selışın : sel gibi akan ışın
Selin : öğünç, sevinçSelma : Doğru ve iyi yolda, selamette olma
Selok : Sel gibi akan ok.
Selvi : kış yaz yaprağını dökmeyen, ince uzun bir ağaç, servi selbi
Selvican : servi gibi güzel kimse
Sema : Gökyüzü
Semahat : Cömertlik, el açıklığı
Semiha : Cömert gönüllü, eli bol
Semiramis : Asur kraliçesinin adı
Semra : Esmer
Senay : Ay gibisin sen anlamında
Senbul : sen ara ve bul
Senem : Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı (Arapçada) put; kendisine tapılacak denli güzel olan kadın, sevgili, güzel
Sengül : gül sensin, sen gülsün
Seniha : Yüce, yüksek
Sepin : gelin için hazırlanan her türlü eşya, çeyiz, sepi, dğünde geline verilen armağan
Serap : Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanıltmacı
Seren : gemi direği uzun ağaç, “sermek” eylemini yapan
Serin : ılık ile soğuk arası, az soğuk, serinlik veren
Serpil : geliş ve büyü, boylan, boy at; ince ince savrularak yağ
Serpin : sert yelle savrulan yağmur, dolu
Sertap (b) : Ser +Tab Pırıltılı baş, ışıltılarınbaşı
Servi : kış yaz yaprağını dökmeyen, ince uzun bir ağaç, selbi, selvi, Uzun boylu ve güzel kadın
Seval : beğen, sev, ve al, al ve sev
Sevda : Aşk, sevgi, tutku tutkunluk
Sevdeğer : “sev, o senin sevgine değer”
Sevdiye : sevesin diye
Sevecan : “can seni seve”
Sevecen : acıyarak, koruyarak seven, sevgi dolu
Seven : sevmiş olan, sevdaya tutulmuş, sevgi duyan
Sevenay : sevdaya tutulmuş olan Ay
Sevencan : Sevdaya tutulmuş olan can.
Sevengül : sevdaya tutulmuş olan gül
Sevengün : sevdaya tutulmuş olan Güneş
Sevgen : sevgi dolu, sevecen, sevmeye yatkın
Sevgi : Aşk, sevme duygusu
Sevgim : benim olan sevgi, aşkım
Sevgin : seven, sevgiye düşkün
Sevgül : sevginin gülüsün
Sevgün : sevilen günsün
Sevi : aşırı sevgi ve bağlılık duygusu
Sevil : “kendini sevdir” sevgiye yaraşır ol
Sevilay : sevilen Ay’sın
Sevim : Birine yakınlık duymak, sempati
Sevin : (“sevinmek”ten buyruk) sevinç duy, neşelen coş
Sevinç : istenen ya da hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku
Sevindal : dal gibi olduğun için sevinesin
Sevingül : “sevinmek” ve “gülmek”ten buyruk hem sevin hem gül
Sevkal : sev ve kal, sev ve sevdiğin yerde kal
Sevsay : sev ve say
Sevsen : “keşke sevmiş olsan”
Sevsevil : sev ve sevil, hem sev hem de sevil
Sevtap : Aşırı, tapacak kadar sevgi duyan
Seyhan : Adana kentinin içinden geçip Akdeniz’e dökülen, Çukurova’ya bereket getiren ırmak
Seyyal : Akışkan, sıvı, yerinde duramayan
Sezal : sez ve al
Sezan : sez ve an
Sezay : sez ve Ay gibi güzel olan
Sezek : sezebilen, sezen, duyumsayan
Sezen : açık bir kanıt olmadığı halde olmuş ya da olcak bir şeyi kestiren, duyumsayan
Sezer : Olacak bir şeyi önceden duyumsar, bir şeyin olacağını önceden kestirir
Sezgen : sezen, sezgisi olan, sezme yeteneği olan
Sezgi : aklın yardımı olmadan, gerçeğin doğrudan doğruya Kavranması; bir şeyi önceden bilme, duyumsama yeteneği, sezme yeteneği, seziş
Sezgin : sezen, sezgisi olan, sezme yeteneği olan, sezgen, duyumsayan, sezici
Sezginay : sezme yeteneği olan Ay
Sezin : sezinleme işi, sezme
Seziş : sezme yolu, sezme biçimi, sezme
Sezmen : sezen kimse
Sıcak : Sıcakkanlı, cana yakın
Sıdıka : Çok içten ve doğru kimse
Sıla : Gurbete çıkanın doğup büyüdüğü yer
Sırma : Altın yaldızlı, ya da yaldızsızince gümüş tel
Sibel : Bulutla yer arasında yere düşmeyen yağmur damlası / Buğday başağı
Simge : Alamet, sembol, birşeyi anlatan im, imge
Sinem : Benim tenim, benim vücudum, göğsüm
Solmaz : Güzelliğini, tazeliğini uzun süre koruyan
Sonat : Bir veya iki çalgı için yazılmış 3-4 bölümlü müzik eseri
Sonay : yılın son ayı (bu ayda doğan çocuklara konur)
Songül : (doğan son çocuğa konur) güllerin sonuncusu
Songün : günlerin sonucusu
Songür : sonu bol ve güçlü, sonu gür
Sonnur : Son ışık
Sonuç : bir olayın doğurduğu başka bir olay ya da durum, sonda ortaya çıkan
Soydan : Iyi bir aileden gelen, soylu
Sönmez : sürekli olarak yanar durur
Sönmezay : Sürekli olarak ışık saçan Ay.
Sözen : Iyi söz söyleyen, iyi konuşan
Su : canlıların yaşamı için çok gerekli olan, rengi kokusu, tadı olmayan sıvı
Suat : Mutlu, mutlulukla ilgili
Sultan : Hükümdar ailesinden, anne, kızkardeş
Suna : bir sülün türü, bir tür sülün, yaban ördeği
Sunal : al ve sun, hem sun hem al
Sunam : “benim sülünüm, benim yaban ördeğim, benim sunam
Sunar : saygıyla verir, takdim eder
Sunay : Ay sun, ay ışığı sun
Sunu : armağan, birine sunulan şey, geline verilen armağan
Suzan : Adak ayı
Sühandan : Güzel konuşan
Süheyla : Güney yönünde görünen parlak yıldızlar
Sülün : uzun kuyruklu, büyük boylu, süslü, güzel bir kuş, boyu posu yerinde olan, çok güzel
Sümer : Mezopotamya’nın güneyinde devlet kuran, çivi yazısını bulan ve Ve kullanan bir Türk budunu
Sümeray : Sümerlerin ayı
Süren : yetişip ortaya çıkan, sürüp giden, olagelen
Süzülay : gökteki Ay gibi süzül

p ve r kız isimleri

Posted by admin in Bebek İsimleri, Kız isimleri on Nisan 2nd, 2010 |  No Comments »

Pakize : Çok temiz, hoş ve güzel
Papatya : baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı çiçekli bir kır bitkisi
Parla : parılda, pırıl pırıl aydınlık saç
Parlar : parıldar, pırıl pırıl eder, ışık saçar
Pekay : Ay’a pek benzeyen; sert Ay, katı Ay; sağlam Ay
Peköz : sağlam öz, özü sağlam kimse
Pekşen : çok neşeli, çok şen
Pelin : Siyah ve beyaz renkte acı kokulu bir tür bitki
Pelinsu : Pelin + Su (Bkz Pelin)
Pelit : meşe ağacı ve yemişi
Pembe : Açık kırmızı renk
Peren : yaprakları gri yeşil ve tüylü, çobanyastığı da denilen bir bitki
Peri :
Çok güzel, çekici, dişi cin
Perihan : Peri padişahı, perilerin başı
Perran : Uçan, uçucu
Pervin : Ülker yıldız takımı (Süreyya)
Petek : Arı kovanı, bal mumundan yapılan hazne
Pınar : Suyun topraktan kaynayıp geldiği yer
Pırıl : “pırıl pırıl” ikilemesinin tekil hali, ışıl
Pırıltı : parlayan bir şeyin çıkardığı ışık
Piraye : Süs, bezek
Pürçek : bitkilerin saçaklı kökü ya da püskülleri; şakaklardan sarkan Saç, zülüf, perçem
Püren : sarı, kırmızı ve çok güzel çiçekleri olan, ufak yapraklı, arıların Çok sevdiği bir tür çalı

Rabia : Dördüncü
Radife : bir yıldızın yakınında bulunan bir başka yıldız
Rahime : Acıyan, esirgeyen
Rahşan : Parlak, parlayan
Rana : Güzel, hoş görünen
Rengin : Renkli, boyalı, güzel
Reşide :
Reyhan : Fesleğen, güzel kokulu bitki
Rezzan : Ağır başlı, vakur, ciddi
Ruhsar : Yanak, yüz, çehre
Rüçhan : üstünlük, önderlik, üstün olma
Rüya : Düş / Uyku anında bilinç altında oluşan kurgular